Sarı Sıcak Bir Yolculuk

Sarı Sıcak Bir Yolculuk, geçmişin karanlığında, fotoğraflar, rüyalar ve anılar içinde, kendi gerçeğini ve kimliğini arayan bir kadının içsel yolculuğunun hikayesi... Devamı »

Kağıt Kayıklar

“Bir geldim erguvanlar, bir döndüm mimozalar kaldı mendilimde. Mendilim de yoktu ya, kitap aralarında saklardım anıları. Ayraçlar çıktı, kâğıt kıvrımlarından duraklarımızın izleri silindi sayfalardan. Kenarında... Devamı »

Şebnem Kartal Kimdir?

1969 Ankara doğumluyum. 1991 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun oldum. 1995 yılında aynı üniversitede, sosyal psikoloji yüksek lisans programını tamamlayarak psikolojide uzmanlık derecesi aldım. Devamı »

 

ÇOCUKLARDA SALDIRGANLIK

shutterstock_77953456Saldırgan çocuk ruhsal sorunları nedeniyle yaşıtları ve genel olarak çevresiyle uyumlu ilişkiler kuramayan çocuktur. Aşırı geçimsizdir. İlişkileri gergin ve sürtüşmelidir. Durmadan kuralları çiğner, sık sık ceza görür. Büyüklere karşı gelmeye eğilimlidir. Tepkileri ölçüsüz ve durumla orantısızdır. Öfkesini yenemez, hep kendini haklı çıkarma eğilimindedir. Çocuklukta sık görülen yaramazlık, itişip kakışma, ara sıra geçimsizlik ve kavgalar bir çocuğu saldırgan olarak tanımlamaya yetmez. Burada sözkonusu olan tutum ve davranışta süreklilik gösteren saldırganlıktır.

ŞİDDETİN SEBEPLERİ

Saldırganlığın sebepleri ile ilgili üç temel teori vardır. Birincisi saldırganlığın doğuştan var olan bir dürtü olduğunu ve insanları saldırgan olmaya programlandığını iddia eder. Dolayısıyla bu güdümüzü zaman zaman tatmin etmezsek başa çıkılmaz boyutlara ulaşır. Bunun için de saldırganlık eğilimi fazla olan insanlara düzenli ve ağır sporlar yaparak deşarj olmaları önerilir. Bu teoriye göre saldırganlık insanın doğasında varolan bir güdü olduğu için kontrol altına alıması ve önlenmesi güçtür. Bu yaklaşım şiddet ve saldırganlığın önlenmesi konusunda kötümser bir tablo çizmektedir. İkinci teoriye göre de saldırganlık insanın doğuştan getirdiği bir güdüdür fakat dış etkenlerle bu güdü aktive olur. Örneğin hayal kırıklığı veya haksızlık gibi etkenler var olan bu güdüyü harekete geçirerek bu duyguları yaşayan kişiyi şiddete veya saldırganlığa sevkedebilir. Bu durumlarda bu etkenlere sebep olan koşul ya da kişi şiddete maruz kalabileceği gibi, saldırganlaşan kişinin yaşadığı duyguya sebep olan kaynağı bulamaması halinde de bir başka kişiye yönelebilir. Örneğin dengesiz gelir dağılımından bunalan bir kişinin üst-ekonomik düzey mensubu kişilerin arabasını çizmesi… Veya annesinin dersleriyle yeterince ilgilenmediğini söyleyerek azarladığı bir çocuğun kardeşine sataşması gibi…
Üçüncü teoriye göre ise saldırganlık tamamen öğrenilmiş bir davranıştır. Bu teori, saldırganlığın doğuştan getirilen bir dürtü olduğunu kabul etmez. Saldırganlık sosyal bir davranıştır ve diğer davranışların öğrenildiği yolla öğrenilir. Bu teori şiddetin önlenmesi konusunda daha iyimser ve komplike bir tablo çizmektedir.
Örneğin saldırganlık davranışı gösteren kişinin bunu ne gibi bir kazanç elde etmek için yaptığını, duygularını ifade etmek için neden bu yolu seçtiğini, davranışın nasıl öğrenildiğini ve geçmişte kendisinin de böyle bir davranışa maruz kalıp kalmadığını bilmek sorunun çözümünde önemli rol oynayacak etmenlerdir. Şiddete başvuran çocuk ve ergenlerin bu davranışlarını yaşadıkları çevrede gözlemleme olanaklarının olduğu hatta birçoğunun bu tip davranışlara maruz kaldıkları görülür.

MEDYADA ŞİDDET

Şiddet içerikli filmlerin şiddet davranışını arttırıp arttırmadığı çok tartışılan bir konudur. Bu konu ile ilgili yüzlerce araştırma yapılmıştır. Araştırma sonuçları medyadaki şiddetin saldırganlık davranışlarını arttırdığını göstermektedir. Şiddet içerikli filmler seyreden çocukların şiddet davranışı içermeyen filmler seyreden çocuklara oranla daha fazla saldırgan olduğu, şiddet içeren oyunlara ve savaş oyucaklarına daha fazla ilgi gösterdiği görülmektedir. Üstelik bu tarz filmler seyreden çocuklar filmdeki şiddet sahnesini olduğu gibi canlandırma ve filmin kahramanını oynama eğilimindedirler. Bu da saldırganlığın diğer sosyal davranışlar gibi öğrenilen bir davranış olduğunun göstergesidir.

İNATÇI ÇOCUK

Bazı çocuklar tam olarak saldırgan değildir, başkaldırmaz ama söz de dinlemez. Anne ve babasının kendisine söylediklerini ya duymaz gibi davranır ya da birkaç kez söylenmeden duymaz. Duyduktan sonra da ya bana ne diye omuz silker, ya da “tamam” der ama gene bildiğini okur. İnatçı çocuk saldırgalığını pasif direniş yoluyla açığa vuran çocuktur. Her şeyi ağırdan alır. Arkadaşlarıyla kavga etmese de geçimsiz ve uyumsuzdur. Kardeşini açıkça dövüp hırpalamaz ama sinsice kızdırır. Okulda da öğrenmeye karşı isteksiz davranır, yeteneğini kullanmamakta sanki direnir. Annesine ve babasına karşı olumsuz bir tutum içindedir. Yerinde duramayan aşırı hareketli çocuklar da bu özellikleri gösterebilirler.

HİPERAKTİF ÇOCUK

Yapılan araştırmalar hiperaktivitenin genetik özellikleri olduğunu göstermektedir. Böyle bir özellikle doğan çocuk uygun bir disiplin eğitimi almadığı zaman bu problemi tam anlamıyla gösterir vaziyete gelir. Hiperaktif çocukların gösterdiği bazı standart belirtiler vardır. Örneğin yerinde duramamak, sürekli kıpır kıpır olmak, başladığı bir oyunu tamamlamakta zorluk çekmek, arkadaş ilişkilerinde genellikle hırçın ve geçimsiz olmak, sabırsızlık gibi belirtiler standart belirtilerdir. Aslında tüm insanlar keyif verici aktiviteleri zorlayıcı olanlara tercih ederler. Fakat bu iseklerini dizgilemesini bilirler. Ancak hiperakif çocuk bunu yapamaz. Genetik araşırmacılar insanın yenilik arayışıyla ilgili faaliyetlerini kodlayan bir gen üstünde duruyorlar. Bu genin de hiperaktif çocuklarda gereğinden fazla çalıştığı düşünülüyor.

NELER YAPILABİLİR?

Anne-baba tutumu ve ev yaşantısı saldırganlığın oluşumunda ve gelişmesinde baş yeri tutarsa da kimi durumlarda çocuğun kedisinden gelen nedenler de saldırganlık kaynağı olabilir. Örneğin beyin örselemesine yol açan beyi zarı yangısı, doğum sırasındaki beyin örselenmeleri, çocuğu saldırganlığa daha yatkın kılarlar. Bu çocuklar dürtülerini dizginlemekte güçlük çekerler. İnsanda var olan saldırganlık yok olmaz veya tümüyle bastırılamaz ama biçim değiştirebilir. Olumlu ve verimli alanlara yöneltilebilir. Beden gücünün kavgada değil spor alanında yarışmaya araç olarak kullanılması bu yararlı dönüşüme örnek olabilir. Çocukta güven duygusu geliştikçe beklemeyi ve tepkisini dizginlemeyi öğrenir. Gereksinimleri doyuruldukça yatışır. Başkaldırma yerine uysal davranmanın kendi yararına sonuçlandığını görür. Kendisine sevgiyle yaklaşıldıkça bu sevgiyi sürdürmek amacıyla kendi kendini kısıtlamaya başlar. Bir yandan da saldırganlığını oyuna aktarır, bastırmak zorunda kaldığı dürtülerine boşalım alanı sağlar. Önündeki örneklere göre dürtülerine ket vurmaya, davranışlarını ona uydurmaya çalışır. Bunlara anne babanın sevgisini yitirmek ve cezalandırmak korkusu da eklenince çocuk saldırganlığını daha da azaltır. Ancak aşırı derecede saldırganlık ve hırçınlık gösteren çocuklar için yapılabilecek en doğru şey bir psikolog kontrolünde şiddetin kayaklandığı sebeplerin incelenmesidir. Bu sebeple çocuğu bir psikoloğa götürmek ve bir uzman aracılığıyla tedavi yoluna gitmek çok daha verimli olur.

Uzman Psikolog
Şebnem Kartal

MAVİ İLETİŞİM Psikolojik Danışmanlık Hizmetleri
0216 – 455 36 68
0216 – 455 37 58

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>