Sarı Sıcak Bir Yolculuk

Sarı Sıcak Bir Yolculuk, geçmişin karanlığında, fotoğraflar, rüyalar ve anılar içinde, kendi gerçeğini ve kimliğini arayan bir kadının içsel yolculuğunun hikayesi... Devamı »

Kağıt Kayıklar

“Bir geldim erguvanlar, bir döndüm mimozalar kaldı mendilimde. Mendilim de yoktu ya, kitap aralarında saklardım anıları. Ayraçlar çıktı, kâğıt kıvrımlarından duraklarımızın izleri silindi sayfalardan. Kenarında... Devamı »

Şebnem Kartal Kimdir?

1969 Ankara doğumluyum. 1991 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun oldum. 1995 yılında aynı üniversitede, sosyal psikoloji yüksek lisans programını tamamlayarak psikolojide uzmanlık derecesi aldım. Devamı »

 

MÜZİĞİN ETKİLERİ

shutterstock_96691951ŞARKILAR BİZİ SÖYLER
Bu gece satırlar sayfalardan taşıyor… Uzun upuzun yazabilecek kadar kırgınım sana… Bu gece tüm notalar… Hüzün makamında çalıyor… Fotoğraflar paramparça düşüyor önüme… Sığınmak istediğim anılar! Neresinden tutsam elimde kalıyor…

Kırgınlıklar, kederler, hüzün var bu dizelerde. Olumsuz duygulara götürmüş bir gece tüm notalar. Yeni bir şey mi? Değil. Şarkılar bunu hep yapar. Kötü mü peki? Hayır! Tam tersine sağaltıcı. Çünkü o keder yaşanacak, o hayal kırıklığı ortalığa saçılacak… Ki dinsin, yas tutulsun, ruhumuz acıların, kayıpların gölgesinden kurtulsun. Olumsuz gibi görünen tek özelliğidir bu şarkıların, diğer taraftan belki de en büyük hediyesi.

Onlar sayesinde geçmişe döneriz, anılara gideriz, hatalara… Kendimize bakar, yüzleşiriz. Hesapları kapar, düze çıkarız. Böylece gelişir, güçlenir ve iyileşiriz. Müzik ruhun gıdası değildir sadece, aynı zamanda ruhun şifasıdır. Anlatarak yol aldığımız psikoterapi sürecinin bir benzeridir dinlemek, çalmak, söylemek ve eşlik etmek.

Hüzün makamı! Uzun ince yazdırmış işte yine bir gece; uzun ince ağlatmış, söyletmiş… Ve sayfalar şöyle noktalanmış; İstanbul bu gece çarşı pazar… Bu gece tüm notalar… Biraz mahur… Biraz rast… Biraz kürdili-hicazkâr… Değişen onca makama rağmen hep aynı duygulara çıkmış ezgiler. Çünkü dilimiz değil, ruhumuz söyler. Yüreğimizin telleri eşlik eder, içimiz söyler.

Neden bilmiyorum, biz hep aynı yanılgıya düştük. Bazen mırıl mırıl yalnızca içimize haykırırken, bazen hep birlikte, bir ağızdan… Şarkı söylediğimizi sandık. Oysa şarkılar bizi söyler! Bir anıyla özdeşleşir, bir sevdayla, gelmiş geçmiş ve giderken kırıp geçmiş bir dostla… Bazen o ağacın altına götürür, bazen köprüler yaptırır gelip geçmeye… Demir attırır yalnızlığa, ne gemiler yaktırır… “Elbet bir gün buluşacağız” diye teselli eder, sonra dönüp “Birçok ki giden, dönen yok seferinden” diyerek umutsuzluğa sürükler. Kötü mü? Hiç değil. İnkâr etmemizi, kaçmamızı, ertelememizi engeller, yüzümüzü gerçeğe dönmeye davet eder. Şarkılar bize bizi söyler. Bize bizi olduğumuz gibi söyler.

Birkaç Nihavent Nota
Sihirli lambanın kendini aydınlatmaktan aciz ışığında, hasediyle yüz yüze kalarak… Çıktı odadan yorgun, ağır adımlarla, gözleri gizliden buğulanarak… Aldırmadan kalanın kendi ıssız karanlığında boğulmasına, sessiz ve solgun… Boğazında düğümlenen birkaç nihavent notayı, çığlık çığlığa mırıldanarak…

Hangi notalar onlar bilmiyoruz. Sadece birkaç nihavent nota! Fakat işlevsellikte sınır tanımıyorlar. Hasetle, duyarsızlıkla, umarsızlıkla yüzleştiriyorlar. Kim bu kadar cesur olabilir ki, yanı başında elini tutan notalar olmasa. Şarkılar bize bizi söyler…

Müzik gerçekten bir terapi aracı mıdır?
Duygularımıza tercüman olarak, kendimizle ve hayatla yüzleşmemizi sağlayan müziğin, ruh halimiz ve sağlığımız üzerindeki olumlu özellikleri, yukarıda anlattığımızdan çok daha farklı şekillerde de ortaya çıkabiliyor.

Bütün bu bilgiler ve bulgular ışığında, müziğin bir terapi yöntemi olduğunu kabul etmemek mümkün değil. Üstelik çok uzun yıllardır kullanılmaktadır. Orta Asya’da Baksı adı verilen müzisyenler tarafından pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır. Osmanlılar döneminde, müziğin sağaltıcı etkisinden, hem fiziksel rahatsızlıklarda, hem de psikiyatrik bozukluklarda yararlanılmıştır. Bazı uygulamalarda müziğin yanında su sesinden de faydalanılmıştır.

Dünyadaki ilk uygulamaları ise Anadolu topraklarında ortaya çıkışından çok sonrasına, I. ve II. Dünya Savaşlarından sonraya denk gelir. Savaşta yaralanan askerlerin tedavisinde tamamlayıcı bir unsur olarak kullanılır müzik terapi. İlk resmi uygulamalar 1947’de Michigan Devlet Hastanesinde yer almıştır. II. Dünya Savaşı sonrası İsveç’in Stockholm kentinde bir Müzik Terapi Enstitüsü kurulmuştur. Amerika’nın müzik terapiyi bir bilim dalı olarak kabul etmesi ise 1977 yılında olur.

Amerikan Müzik Terapi Birliğinin 1997’de yaptığı tanıma göre, müzik terapi; bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarını müzikal enstrümanlar ve müzik aktiviteleri aracılığıyla gidermeye çalışan uzmanlık dalıdır. Peki, müziğin beden ve ruh sağlığımız üzerindeki etkileri nelerdir? Bunu nasıl bir süreçle gerçekleştirir?

Müziğin Olumlu Etkileri
Müzik, sinir sistemi ve endokrin sistem üzerinde etki yaratarak, zihinde duygu ve düşüncelerin daha olumlu bir şekilde akışını sağlar. Stres hormonlarını azaltır. Böylece umutsuzluğa, tükenmişliğe ve depresif ruh haline iyi gelir. Bu nedenle kronik yorgunluk, uykusuzluk (insomnia), kaygı bozuklukları ve depresyon tedavisinde tamamlayıcı bir etkiye sahiptir.

Kas ve eklem rahatsızlıklarında ağrıyı azaltıcı bir etkisi vardır. Nöroloji, kardiyoloji, onkoloji ve psikiyatri gibi klinik alanlarda da tıbbi tedaviye ek olarak kullanılmaktadır. Nörolojik ve psikiyatrik rahatsızlıklarda kullanılmasının sebebi, beynin işlevini yitirmiş bazı bölümlerini yeniden aktive edebilme gücüne sahip olmasından dolayıdır.
Ayrıca müziğin diyabet, kan basıncı, kalp ritmi ve solunum üzerinde de etkisinin olduğu bilinmektedir. Gerilim baş ağrıları ve migrende de yararlı olan müzik terapi, çocuklarda öğrenim güçlüğü, disleksi, otizm, hiperaktivite ve dikkat dağınıklığında etkilidir. Bilişsel performansı, hafızayı, problem çözme ve karar verebilme yeteneğini artırır.

Müzik terapi, müziğin sadece pasif olarak dinlenmesi şeklinde uygulanmamaktadır. Bazı terapistler dans ve hareketi çalışmalarının içine katarken, bir diğer grup da enstrüman çalınması ya da şarkı söyleyerek eşlik edilmesinin etkinliği artırdığını düşünmektedir. Bu tip uygulamalar danışanların ve hastaların kendilerine güvenlerinin artmasını, iletişim becerilerinin, sosyal yönlerinin ve motivasyonlarının gelişmesini sağlamaktadır.

Özetlemek gerekirse, müziğin ruh ve beden sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinin en önemli sebebi, stres hormonu kortizolün seviyesini aşağıya çekmesi ve bağışıklık sistemini güçlendiren hormonların salgılanmasını artırmasıdır. Bu sayede müzik terapi, fiziksel rahatsızlıklarda da, ruhsal sıkıntılarda da tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>