Sarı Sıcak Bir Yolculuk

Sarı Sıcak Bir Yolculuk, geçmişin karanlığında, fotoğraflar, rüyalar ve anılar içinde, kendi gerçeğini ve kimliğini arayan bir kadının içsel yolculuğunun hikayesi... Devamı »

Kağıt Kayıklar

“Bir geldim erguvanlar, bir döndüm mimozalar kaldı mendilimde. Mendilim de yoktu ya, kitap aralarında saklardım anıları. Ayraçlar çıktı, kâğıt kıvrımlarından duraklarımızın izleri silindi sayfalardan. Kenarında... Devamı »

Şebnem Kartal Kimdir?

1969 Ankara doğumluyum. 1991 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun oldum. 1995 yılında aynı üniversitede, sosyal psikoloji yüksek lisans programını tamamlayarak psikolojide uzmanlık derecesi aldım. Devamı »

 

Öyle Bir Boşa Geçer Zaman Ki…

old-clock_015

Şiddeti Kınayanlar Şiddet Uygular…
Acımasızlık, sevgisizlik ve şiddeti işlediler. Sahtekârlık, hırsızlık ve ihaneti işlediler. Bir devrin, bir dönemin kederini, katlini koydular önümüze. Her çeşit psikopatolojiyi ince ince çalıştılar. Sonra bir baktık ki, şişman bir kadın karakteri, bir tango sahnesinde uzun ince alaşağı etmişler.
Bazen öyle bir boşa geçer zaman ki… Bize çok şey bıraktığını düşündüğümüz bir anda, öyle bir boşuna yaşamışlıkla karşılar ki bizi… Utanırız!
Hani geçmişle hesaplaşıyorduk, hani hatalarımızla yüzleşiyorduk. Ötekileştirmeyi çalışıyorduk güya. Hani şiddeti… Özellikle de kadına şiddeti getiriyorduk boyuna ekranlara!
Fakat nasılsa hiç sorgulamadan, şişman bir kadını hızla nesneleştiriverdik. Çirkin, arzulanamaz, bir erkeğe ancak ceza unsuru olarak sunulabilen ve karşısına çıkan her adama mutlak surette meyleden zavallı, yoksun bir nesneye…
Son dönemde bunu tartışıyoruz. Evet, kadınlar nesne değildir. Dizide de ısrarla vurgulanan bu; Cemile, Ali’nin, ya da Tuğrul’un, hayata öfkesinin muhasebesini gördüğü bir nesne olamaz. Fakat aynı bölümde ikinci bir sahnede adı belli olmayan ve meşhur da olmayan başka bir kadın oyuncunun oynadığı karakteri, sadece şişman olduğu için nesneleştirebiliyoruz. Zayıf kadınlara el kaldırmayın, fakat şişman bir kadına psikolojik şiddet uygulayabilirsiniz! Neden? Çünkü o bunu hak ediyor! Zayıf çoğunluğun ön yargılarından biridir bu. Şişman azınlık bununla baş edemedi. O yüzden sindi. Fakat tabii ki susmak, güçlü tarafı haklı çıkarmıyor.
Şişman olduğu için dışarıya çıkamayan, sosyalleşemeyen, spor salonuna, sinemaya gidemeyen, hatta okula bile gitmekten vazgeçen kaç genç kız var biliyor musunuz? Sürekli altı çizilen ön yargıların da hatırı sayılır bir payı var bu sonuçların ortaya çıkmasında. Susuyorlar, çünkü onlar da bunun kendi hataları olduğunu düşünüyor. O kadar çok söylendi ki, inandılar. Hayır, şişmanlık bir hastalık! Bu bir zaaf değil. Sanıldığının tersine, iradesiz insanların başına gelen bir musibet de değil!
Kanser olmayı ne kadar hak etmiyorsanız, şişman olmayı da o kadar hak etmiyorsunuz. Bedensel bir sorununuz var, tekerlekli sandalye kullanıyorsunuz diyelim. Ya da beyin tümörünüz var. Kemoterapi gördünüz. Saçlarınız da döküldü. Sizi, hastalığınızı, çaresizliğinizi konu olarak ele alıp alaycı bir tutumla, istenmeyen, değer verilmeyen, çirkin bir nesneye dönüştürdüklerinde ne hissederseniz, şişman insanlar da aynı durumda bunu hissediyorlar.
Bu gerçeği iliklerinde hissettiği halde, bu rolü oynayan onlarca, yüzlerce oyuncuya kızıyorum bazen. Ama kızgın olmam birini anlamamama yol açmıyor. “Rol roldür” bakış açısıyla oynar, umursamaz ve incinmez. Bunu anlayabiliyorum, yine de her defasında milyonlarca insana verilen mesajda tıkanıp kalıyorum. Şişmanlara bu kadar rol verilir! Alay edilmek üzere sahneye çıkar, görevleri bittiğinde sahneden inerler.
Diğer taraftan pek çok şişman oyuncunun itirafını dinledim, tanık oldum. Kendisine o rolü uygun gören senaristle, yönetmenle çalışmak zorunda, yoksa aç kalıyor. Ne ilginç değil mi? Boğazına hâkim olamadığı için çok çok miktarda ve sürekli yediği düşünülen bir oyuncunun aç kalması!

Bu Ne Yaman Çelişki
Dizide nefret edilen ama yine de çok beğendiğimiz bir kadın karakter daha var; Caroline. İnanılmaz derecede güzel ve çekici bir kadın. İçinde gizlenen canavara rağmen ondan kurtulamadık. Kimse onunla başa çıkamıyor. Belki de zayıf ve güzel olduğu içindir. Bu durumda rol devam eder. Zayıf ve güzel kadın, çevresindekilerin hayatında yarattığı onca çirkinliğe rağmen hayatta kalır. Ama şişman kadına sadece küçük bir sahne ve aşağılanmak koşuluyla kısacık bir rol verilir. Bu ne yaman bir çelişkidir. Üstelik şişman kadın, kimsenin hayatını çirkinleştirmemiştir. Fakat ne yazık ki çirkin olmak, çirkinliğin atfedildiği kişi olmak demek…
Tam da bu noktada, “herkes hak ettiğini yaşar” sözüne değinmek istiyorum. Hayır, tersine, kimse hak ettiğini yaşamıyor. Bankaları soydular, hak ettiklerini mi yaşadılar? Ülkeyi satıyorlar, hak ettiğimizi mi yaşıyoruz? Sövdüler, soyundular, sanatçı oldular. Öldüler, ölüyorlar. Hak ettikleri için mi? Güzel, saygı değer, çalışkan, çok emek verdi, yetenekli, okuluna da gitti, alayına da girdi, pek çok niteliği var, donanımlı… Fakat bu kadarına lâyık görüldü. Bunu mu hak ediyor? Ne yazık ki, biz ve bizim gibi gelişmekte geriye giden toplumlarda çirkin olmak, çirkinliğin atfedildiği kişi olmak demek…*
Eski zaman olur ki, şişmanlara iç güzelliği atfedilir, bir nebze yaşama şansı verilirdi. Şişman ama iyi kalpli karakter yaşar, oyuncu da ekmek parası kazanabilirdi. Şimdi o da yok! Hiç düşündünüz mü belki de şişman insanlar mutlak bir ruhsal açlık nedeniyle kilolu kalmaya devam ediyorlardır. Maruz kaldıkları ön yargı ve psikolojik şiddete, toplumsal anlamda dışlanmaya, değersizleştirilmeye, statü olarak zayıflatılmaya karşı bir güçtür, bir kalkandır belki kilolar. Belki de yağ hücrelerinin ruhsal acıya iyi gelen bir işlevi vardır. Hiç düşündünüz mü?

Belki de bu ülkede yaşanan bunca felaketin dermanı bizdedir. Bizde, sizde, bende… İnsanları oldukları gibi kabullenmektir belki tek ilaç. Ve mutlaka ama mutlaka tüm varoluşlara saygı duymaktır. Herkesin biricik ve çok özel olduğuna inanmak, kendini ifade ediş ve edemeyiş şekillerini yargısızca anlamak, bedenlerimiz, unvanlarımız, ceplerimiz, taşınabilir ve taşınamaz mallarımız ne olursa olsun, hepimizin içinde atan bir kalp olduğunu bilmektir tek ilaç. Çünkü yaralanınca hepimizinki aynı kanıyor.
Hiç düşündünüz mü?

16.04.2013 / İstanbul

* Dikkat! Gelişmekte geriye gidiş bulaşıcı ve tehlikelidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>