Sarı Sıcak Bir Yolculuk

Sarı Sıcak Bir Yolculuk, geçmişin karanlığında, fotoğraflar, rüyalar ve anılar içinde, kendi gerçeğini ve kimliğini arayan bir kadının içsel yolculuğunun hikayesi... Devamı »

Kağıt Kayıklar

“Bir geldim erguvanlar, bir döndüm mimozalar kaldı mendilimde. Mendilim de yoktu ya, kitap aralarında saklardım anıları. Ayraçlar çıktı, kâğıt kıvrımlarından duraklarımızın izleri silindi sayfalardan. Kenarında... Devamı »

Şebnem Kartal Kimdir?

1969 Ankara doğumluyum. 1991 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun oldum. 1995 yılında aynı üniversitede, sosyal psikoloji yüksek lisans programını tamamlayarak psikolojide uzmanlık derecesi aldım. Devamı »

 

ÜZERİNDE MİNİ ETEK YOKTU!

27904018Kırk beş yıllık kadınlık hayatımda kaç kez tacize uğradığımı bilmiyorum. Yirmi dört yıllık meslek hayatımda kaç kadının, genç kızın ve kaç kız çocuğunun taciz ve tecavüz travmasına tanıklık ettiğimi hiç bilmiyorum.

Henüz 10 yaşındaydı. Annesini avutuyordu, “Acımadı anne!” Kendi evinde, sıcacık salonunda, ona keman dersi veren öğretmeni tarafından tacize uğramıştı. Üstelik annesi mutfakta onlara sigara böreği kızartıyorken… Üstelik baba eve gelmek üzereyken… O babayı katil olmaktan kurtaran, anneyi yatıştırmak zorunda kalan o kız çocuğuydu, ben değil! Yılların psikoterapisti, saçlarını tek bir odada ağartmış, o psikolog kadın değil. Olayın hemen arkasından ofisime koşmuşlardı. Çocuğa baktım, yas tutmaya başlaması bile yıllar alacaktı. VE ÜZERİNDE MİNİ ETEK YOKTU!

Bugün tecavüzün santimle ölçüldüğü adli koridorlarda bunu bilene rastlayabilmek neredeyse imkansızdır, fakat bir oyun terapisti çok iyi bilir. Odanıza giren bir çocuğun sandalyeye oturuşundan, resim yapmak üzere eline aldığı pastel boyanın renginden okumaya başlarsınız tacizi. Öyle çocuklar ve öyle kadınlar tanırsınız ki, tacize ve tecavüze uğradığının bile farkında değildir. Çünkü BİLİNÇDIŞI, SİZİ KORUMAK İÇİN BAZI HATIRALARI SİLER. Sadece tecavüzcüler değil, bazı taciz delillerini KURBANLAR da siler!

Odaya gelir, yıllarca bir hikâye anlatır. Kafayı bir resme takar, halıya takar, size takar. Siz anlarsınız, anlamazdan gelirsiniz; ta ki o da anlamaya başlayana kadar. Hikâyenin altından hikâye akar. Onun altından başka bir hikâye akar. Sonra bir bakmışsınız ki, kocaman kadın, 3 yaşında bir kız çocuğu olmuş, size UF OLMUŞ BİR KIZIN MASALINI anlatıyor.

Bazı insancıklar için söylemek isterim; taciz ve tecavüz hikâyelerini dinlerken, çok uzağınızda gerçekleşen bir olay gibi dinlersiniz. Sanki sizin ya da sevdiklerinizin başına asla gelmeyecek bir olay gibi… Hâlbuki bir sigara böreğinin kızartılış anında çıkarttığı ses kadar, koku kadar hayatın içinde vuku bulur. Bir çocuğun tacize uğraması an meselesidir, ağalar, beyler, hanımağalar…

Saat 23.00 civarıydı, seanslarım bitmişti, fakat çalışıyordum. Henüz ofisten çıkmamıştım. Geç bir saat olduğu için, 38 yaşımda olmama rağmen, annem ve kardeşim beni ofisten almaya gelmişlerdi. Kapı çalındı; kan revan içinde, bir ayağında terlik, diğer ayağı çıplak bir kadın vardı. Eşikte bayıldı. Hemen ambulans çağırdık. Ailemle birlikte hastaneye kaldırdık. Beyin cerrahı olan kayınbiraderini aradık. Çok yüksek bir mevkide çalışan PLAZALAR MÜDÜRÜ eşini aradık. Kimse gelmedi. Eşinden ayrılmak istediğini söyleyen danışanım, çok eğitimli eşi tarafından başına defalarca tekme atılmak suretiyle ağır şekilde yaralanmıştı. Çok ağır bir ruhsal ve bedensel travma yaşıyordu, hastanede kendisiyle ilgilenmeyen doktora söylendiği için, erkek doktor tarafından da, bu kez dille tacize uğradı. “ÇOK AKILLI BİRİ OLSAYDIN, KOCAN SENİ BU HALE GETİRMEZDİ!” O doktor, bu kadını normal halinde görse, ceketini iliklemeden yanına giremez, halini vaktini siz hesap edin! Kırk sekiz saat yoğun bakımda kaldı. VE ÜZERİNDE MİNİ ETEK YOKTU!

İNKÂR ETMEK

TACİZ, TECAVÜZ VE KADIN CİNAYETLERİ CİNSELLİKLE, TAHRİKLE UZAKTAN YAKINDAN İLGİSİ OLMAYAN KONULARDIR. TECAVÜZ ŞİDDETLE İLGİLİ BİR MESELEDİR. Bir erk, bir iktidar meselesidir! Cinayet ve sözlü tacizler de öyle. Israrla konuyu cinselliğe dayatmaya çalışmanın tek sebebi, suçu kurbana yükleme arzusu ve kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapma eğilimidir. Ancak bu şekilde insanlar bu belayı önlem alarak savabilecekleri inancını taşımaya devam eder. İNKÂR EDERLER. Gerekli önlemleri alırsam benim başıma gelmez, ya da kızımın başını kapattırırsam o bu vahşeti yaşamaz. Gelir. Öyle bir gelir ki, feleğiniz şaşar. Bu durumun altında yatan o vahim gerçeği, sizin ya da bir yakınınızın başına geldiği gün mü kabul edeceksiniz?

Bir buçuk yaşındaydı. Annesinin gözünün önünde, onun sevgilisi ve arkadaşı tarafından defalarca tecavüze uğradı. Yetmedi, yakıldı, duvardan duvara vuruldu. VE ÜZERİNDE MİNİ ETEK YOKTU! Henüz konuşamıyordu, altında bez bağlıydı. Ne kadar tahrik edici bir bebek beziydi kim bilir!

Çocuk tecavüzlerini neyle açıklıyorsunuz? Hayır, onları açıklamıyorsunuz, oralarda susuyorsunuz. O da annenin suçu mutlaka. Ne de olsa sevgilisini eve almış. Öyle ya, bedelini evladı ödeyecek. İLİM, BİLİM, İRFAN DEDİĞİNİZ ŞEY HER DURUMU AÇIKLAR. ADAMINA, KADININA, KURBANINA GÖRE MUAMELE YAPMAZ!

ODTÜ psikolojiden tanıdığım yakın bir psikolog arkadaşımın tecavüze uğrayan annesinin davası var 27 Mart’ta. İyi okuyun bakın, dün gece bana attığı mesaj; “Şebnem, canım kardeşim… Annem 78 yaşında, felçli, beyin kanaması geçirdi, yatağa bağlı. Ben işe gittiğimde, evimi ve annemi teslim ettiğim bir tanıdık tarafından tecavüze uğradı. O gündür uyku uyuyamıyoruz. Herkes beni suçladı, anneni niye bırakıp gidiyorsun, diye. DNA raporlarında fiiliyatın gerçekleştiği tespit edildi. Mahkeme gününü bekliyoruz.” Yetmiş sekiz yaşında, kız evladını ve eşini kaybetmiş, felçli bir ana, psikolog oğlunun yolunu gözlüyor, akşama kadar… Ne kadar tahrik gücü yüksek bir cinsel meta olabilir, söyler misiniz? Hem de pijamalarıyla… Emin olun; ÜZERİNDE MİNİ ETEK YOKTU!

Yıllar önce, mezarlıkta bulunduğunda yanında Kuran’ı Kerim vardı. Kocasının kabrinin başında Yasin okuyordu, 84 yaşında ve tesettürlü bir nineydi. Torunu yaşındaki çocuklar tarafından tecavüze uğradı. VE ÜZERİNDE MİNİ ETEK YOKTU!

Yakınımdı, kitap okur, okuluna gider, çıkarsa ancak ailesiyle yemeğe giderdi. Kadınlıkla ve erkeklerle o kadar ilişkisi yoktu ki, “Bu kız evde kalacak kesin,” derlerdi. Okul çıkışı, bir sınıf arkadaşının arkadaşları tarafından defalarca tecavüze uğradı. Cin gibi bir kızdı. Yüzünde bir gram makyaj yoktu. Uzaktan baktığınızda, kot pantolonu, kabanı ve beresiyle 20 yaşında bir delikanlıyı andırıyordu. Tecavüze uğradığı gün, karlı bir kış günüydü. Çok üşürdü; pantolonunun altına yün çorap giymeden evden çıkmazdı. Onu bulduklarında yeniden pantolonunu üzerine giymişti. VE ÜZERİNDE MİNİ ETEK YOKTU!

ADALETİN İİİ HALİ ve HELÂL TECAVÜZ!

On dört yaşındaydı, bekâreti hiç bozulmadan 30 küsüratlı adam tarafından günlerce tecavüze uğradı! İç organları parçalandı! Kurban bayramlarında helâl kesim konuşulur ya bu ülkede… Bunun adına ne diyelim? HELÂL TECAVÜZ mü diyelim? Ramazan’da oruca davet edildi, hemen fiiliyat arkası… Allah razı olsun dedeciğim bile demedi! Öyle kafir…

İyi halden çıktılar. Biz de o gün, bu ülkede İNSANLIKTAN ÇIKTIK. Sadece bazılarımızın haberi yok! Adaletin iii hali budur; gerekçe; TEŞEBBÜS YARIM KALMIŞ! Kaç milim girmiş, kaçı çıkmış, ne kadarı dışarıda kalmış, kaç saniye, kaç salise… Teşebbüsün tamama ermesi kızın kontrolünde miymiş? Her duruma hâkim beyefendiler, Allah muhabbetinizi artırsın, tecavüzcüleri aklayıcı hukuksuzlar… Mahkeme salonunda oturup bunu mu konuştunuz?

Çocukluk düşleri kaç para eder? On yıllardan taşacak nevrozlar, psikozlar, kişilik bozuklukları, ilaçlar, farmakolojik tecavüzler, doktorlar, ona buna muhtaçlık, terapiler, psikanalizler (o da para varsa tabii), sonu gelmez somatik sorunlar, onları da metreyle ölçüyor musunuz her haltın hâkimi bilgiçler! Her duruma dalgıçlar. PSİKOLOJİK TRAVMAYI da metreyle ölçebiliyor musunuz? Muayene sonrası “ruhsal yönden iyi bulunmuştur,” diye mühür basanlar… Siz kimin adına söz alıyorsunuz? Ne kadar psikoloji biliyorsunuz, kaç kere tecavüze uğradınız da, tecavüzün sözcülüğüne soyunuyorsunuz?

Yirmi yedi yaşındaydı, ben henüz üniversitede okuyordum. Kızını sorduğumda, “Nişanlısıyla gelinlik bakmaya gittiler,” dedi komşum. Annesi ve üç kız kardeşi kapalıydı. Babaları imamdı. Ve benim bu ülkede en az, en çok her ev kadar namuslu öğrenci evimin olduğu apartmanda, kim bilir kaç geceler birlikte sahur yaptığım, alt kat komşularımdı. Kız bir daha eve gelmedi. Ben yüksek lisansımı bitirene kadar, tam 5 yıl, biz o apartmanda, konu komşu, bütün birlik, her gün onun yolunu gözledik, yarı yaşıyor, yarı öldü diye bir garip, bir acayip yas tuttuk. BİR İMAMIN KIZINI HİÇ ETTİLER. Duşa bile kıyafetiyle girerdi! Emin olun, o gün evden çıkarken ÜZERİNDE MİNİ ETEK YOKTU!

Şimdi siz gibilere bakıyorum da, laiklikle kıyameti bir tutuyorsunuz. Kıyametin habercisi DECCAL’dir. Dün gece ve aslında son birkaç yıldır, nereye baksam, onu rahatlıkla seçebiliyorum. DECCAL SİZSİNİZ! Siz, kıyamet habercisisiniz. Dikkatle bakıyorum, tekrar tekrar bakıyorum, azıcık görmek için bakıyorum. VE ÜZERİNİZDE MİNİCİK BİR VİCDAN KIRINTISI GÖREMİYORUM! Emin olun; yeryüzüne indi inecek diye beklediğimiz o DECCAL SİZSİNİZ!

TECAVÜZÜN ZEVK SENARYOLARI

Öyle usul usul işliyor ki mesele, dün değil, beş yıl önce değil, on üç yıl önce bile değil, yıllar yıllar önce de vardı. Hep vardı. Tarih kadar eskidir; öyle vardı! Hele 80’lerde, hiç olmadığı kadar vardı. Öyle ya, vajinalarda ne deliller arandı bu ülkede! Unutmak istedik diye unutmuşu oynuyoruz sadece. Bu siyaset üstü bir meseledir. Toplumsal bir yaradır. Pek çok örneği var, fakat bu yazıda bir tek tanesini paylaşacağım, belki bundan sonra okuduğunuz, dinlediğiniz, izlediğiniz, yaşadığınız her şeye bu gözle bakabilirsiniz.

Çok değerli bir oyuncumuz, bir rol üstlendi. Halit Ziya Uşaklıgil’in AŞK-I MEMNU adlı eserinde “Bihter” rolünü oynadı. Kocasını aldatan kadın, ölmekle kalmadı. Bu eser, bu ülkede yazıldığı için, aynı oyuncu yer aldığı bir sonraki dizide, Vedat Türkali’nin FATMAGÜL’ÜN SUÇU NE adlı eserinde, “Fatmagül”ü oynadı. Bihter rolünde aldığı ceza yetmediği için, aynı oyuncu defalarca tecavüze uğradığı bir rolde oynadı. Ancak cezasını çekmiş oldu. Çünkü kamuoyu bunu istiyor, çünkü en eğitimlisinden, en plazalasına, en cahilinden, en muhafazkarına bu halk bunu istiyor. İçin için, bilinçdışında bunu istiyor! Öyle ya, kimse itiraz etmediğine ve itiraz edenler de, erk sahipleri tarafından yok sayıldığına göre…

Hiç kimsenin; yapımcılar, senaristler ve oyuncular dâhil, bunun farkında olmadığını biliyorum. Bilseler yapmazlardı, en azından oyuncu bu rolü kabul etmezdi. Mesajlar bilinçaltına böyle böyle gider ve böyle böyle çıkar. O sahneyi, sırf izleyiciler istiyor diye defaten oynattılar. Çünkü bu tecavüzcüler için, tecavüzün zevk senaryolarından biridir. (Yazıyı bitirdikten sonra doğruysa eğer, haberi okudum ki, Özgecan’ı öldürmeden önce, o sahneyi izlemişler. Bu ne kötü bir tesadüftür böyle. Ben bu bölümü yıllar önce yazdığım başka bir yazıdan alıp buraya ekledim.)

Bunca yıldır bunu hiç kimseye anlatamamanın verdiği ızdırapla kıvranıyorum. Çünkü ben bir psikologum ve medyada gördüğüm her türlü hatayı, mesajla, faksla ilgili yetkililere bildirdiğim halde, bir tek kere bir uyarıma yanıt almadım. Çünkü bizim sözümüzün hükmü yoktur. ANCAK MİNİ ETEK GİYERSEK BELKİ MEDYA BİZE YER VERİR. Bu nasıl bir ÇATIŞMADIR; BU NE MUAMMADIR; bazı mecralarda mini etek giymediğin için insan muamelesi görmüyorsun, bazılarında giydiğin için. KARAR VERİN ERK SAHİPLERİ, KARAR VERİN GÜÇ ODAKLARI; yoksa boşa akıyor timsah gözyaşları… Bir karar… Bir yol verin AĞALAR…

Bu ülkede artık psikologlar iş göremez hale getirildiler. Ne yazık ve herkes durumdan ne kadar bihaber! Medya bize ilgi göstermedi, çünkü biz mini eteklerimizi giymedik! Çünkü STK’lar bizi ve ruhlarını, 3 kuruşluk akademik kariyerleri uğruna sattılar! BİR ÜLKEDE RUHSALLIĞIN TASFİYESİ, O ÜLKENİN TASFİYESİ DEMEKTİR! Ve bugün, T.C. tasfiye ediliyor! Bakalım REYTİNGLER kaç kişiyi kurtaracak!

Biz psikiyatrların pasta ve pay münasebetiyle kastre edildik. Niye, bir avuç hekime itibar ettiler; milleti fazla uyandırıyoruz diye. Birkaç psikiyatr ısrarla, “PSİKOLOGLAR PSİKİYATRLARIN ALTINDA ÇALIŞACAK,” diye tutturdu. Lafa bakın, meseleyi anlayın! Üstelik bunlar fena halde ATATÜRKÇÜ VE LAİKLER. Her gün iktidara söver, ama işlerine geldiğinde iktidarla işbirliği yaparlar. Psikologlar kimsenin altında çalışmazlar! Ve bu yüzden, ben şu anda işsizim. ÇÜNKÜ BU MESLEKİ TACİZİ PROTESTO EDİYORUM!

Psikoloji öğrencilerine ücretsiz eğitimler veriyorum. Herkes bana “enayi” diyor, hayır ben çok akıllıyım, “enayi” olan sizsiniz! Biliyor musunuz, bugün bu ülkede bir psikolog, psikoterapist olarak çalışmaya kalktığında cezası nedir? 1219 sayılı kanunun 8. Maddesine göre, İKİ YILDAN BEŞ YILA KADAR HAPİS ve BİN GÜNE KADAR ADLİ PARA CEZASIDIR!

Otuz yılda edindiğim ilimin ve 24 yıllık mesleki birikimimin üstünü bir kalemde çizenler, yine mezuralarla tecavüzü aklayan her duruma hâkim kişiler! Evet, ben de bu ülkede defalarca sözlü, yazılı ve elle tacize uğramış bir bilim kadını ve bir sanatçıyım! Bu yüzden, bilgimin, sanatımın ve sözümün bir hükmü yoktur.

BENİM ADIM TECAVÜZ! Ve tecavüzcüm de bir RUH SAĞLIĞI UZMANI! Bu ülkenin BAŞ TECAVÜZCÜSÜ, MASASININ ÜSTÜNDE, KADINLARA, KOCALARI VESİLESİYLE TECAVÜZ ETTİREN BİR RUH SAĞLIĞI HEKİMİDİR! Adına açılan tüm davalardan, adaletin iii hali sayesinde beraat etmiştir. Halen çalışmaktadır, üstelik kamuoyu ve medya onu fena halde ödüllendirmiştir!!!

Bir başkası da bütün zevcelerini hastalarından seçen bir psikiyatırdır! Ama lafa geldi mi, psikologlar şöyle aşağılanır; “ONLAR SADECE 4 YILLIK FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ MEZUNLARIDIR” İyi ki… Allah bizi, sizin gibi olmaktan korumuş! Kimi aşağılıyorsunuz, fen bilimlerini mi, edebiyatı mı, bizi mi? Ülkenin bilim adamının hali bu olursa, cahilin cühelanın hali ne olmaz.

Masum değiliz hiç birimiz… Kimse kimseyi suçlamasın…

ÖZGECAN ASLAN, MEZUN OLSAYDI, ASLANLAR GİBİ MESLEĞİNİ İCRA EDEN BİR KADIN PSİKOLOG OLACAKTI! Çünkü gözlerinde o cesaret ve o ışıltı vardı! Türkiye sadece masum bir evladını kaybetmemiştir, aynı zamanda geleceğin, mücadeleci, akıllı, tedbirlerini alan, bir sonraki adımda neler yaşanabileceğinin hesabını yapan bir BİLİM KADININI kaybetmiştir! Meslek hayatı boyunca “TECAVÜZ” OLGUSUNU çalışacağını bilen bir bilim kadınını… ÇÜNKÜ ÇANTASINDA BİBER GAZI VARDI!

VE ÜZERİNDE MİNİ ETEK YOKTU!

Başımız sağ olsun.

Eski bir Psikoterapist ve Sosyal Psikolog

Şebnem Kartal

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>