Sarı Sıcak Bir Yolculuk

Sarı Sıcak Bir Yolculuk, geçmişin karanlığında, fotoğraflar, rüyalar ve anılar içinde, kendi gerçeğini ve kimliğini arayan bir kadının içsel yolculuğunun hikayesi... Devamı »

Kağıt Kayıklar

“Bir geldim erguvanlar, bir döndüm mimozalar kaldı mendilimde. Mendilim de yoktu ya, kitap aralarında saklardım anıları. Ayraçlar çıktı, kâğıt kıvrımlarından duraklarımızın izleri silindi sayfalardan. Kenarında... Devamı »

Şebnem Kartal Kimdir?

1969 Ankara doğumluyum. 1991 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun oldum. 1995 yılında aynı üniversitede, sosyal psikoloji yüksek lisans programını tamamlayarak psikolojide uzmanlık derecesi aldım. Devamı »

 

Yaratıcılık ve Yalan

pinocchio vintage

Ortak noktaları hayal gücünün zenginliği olduğu için, yalan söylemekle, yaratıcılık arasında bir bağlantı varmış gibi görünebilir. Fakat ikisini birbirinden ayıran çok önemli bir farklılık var. Yaratıcı bir faaliyet içine girdiğinizde, kendi ruhsal gerçekliğinizi ortaya koyan bir kurgunun peşine düşersiniz ve herkes bunun kurgu olduğunu bilir. Yalan söylediğinizde ise karşınızdakine bunun bir kurgu olduğu bilgisini vermezsiniz. Dolayısıyla “yaratım süreci” ile “yalan uydurma süreci” arasında birinin davranış bozukluğu olması farkı vardır.

İngiltere’deki okulda yapılan uygulama ilk bakışta anlamlı gibi görünse de, tam tersi yalan söylemenin cesaretlendirildiği ve pekiştirildiği bir zemin hazırlamaktadır. Çözüm üretme ve yaratıcılık yeteneklerini geliştirmenin bin türlü yolu varken, okulun böyle bir uygulama başlatmasını, fikri ortaya koyanların kendi yaratıcılıklarının bir eseri olmasının ötesinde herhangi bir faydası olduğunu düşünmüyorum!

Bu noktada iki konunun altını çizmek isterim. Birincisi, çocuklar takdir edilmek, onaylanmak, ilgi çekmek için, aşağılanma, değersizlik, korku ve kaygı duygularıyla başa çıkmak için yalan söylerler. Bu durumda onlara ödül vermek, “Az önce kötü bir yalan söyledin, hadi bakalım şimdi de iyi bir yalan söylersen ceza almayacaksın,” demektir. Burada çocuğun yalan söyleme sebebini ortadan kaldırmaya yönelik herhangi bir girişim görebiliyor musunuz? Üstelik bir de yarış söz konusu; 20 saniye! En çabuk yalan söyleyen yarışmasında birincilik mi veriyorlar sonunda? Ayrıca çocukların soyut kavramları algılamaya başlamaları 7 yaştan önce olamaz. Ancak 7 ile 11 yaş arasında doğru ile yanlışı birbirinden ayırt edebilmeyi öğreniyorlar. Bu yüzden bence küçük yaşta yalan konusunun fazlaca altının çizilmesi de doğru değil.

Son olarak yalan, “kime göre yalan” diye sormak istiyorum. Aynı olaya 10 kişi tanık olur. Her biri bir mahkemede farklı birer tanık olur! Bir çocuğun yalan diye nitelendirdiğimiz bir ifadesi bizim gerçeğimize uymayabilir. Fakat onun ruhsallığında o yalan belki de bizim algılayamadığımız bir gerçektir. Örneğin, “Öğretmenim beni dövüyor,” dediğinde belki de psikolojik bir tacize, değersizleştirilmeye ya da ayrımcılığa maruz kaldığını ifade etmeye çalışıyordur. Ayrımcılık veya aşağılanma da ruhsal bir dayak değil midir? Bu durumda bir yetişkinin görevi “Bu çocuk neden böyle bir şey söylüyor,” diye düşünmek ve sorgulamak olmalı. “Hadi bana bir yalan daha söyle, ama bu sefer hem güzel olsun, hem de 20 saniyede olsun,” demek değil. Açıkçası ben böyle bir uygulamanın “çözüm” ve “yaratıcılık” kavramlarının çok uzağına ve bir sorunlar yumağının içine düştüğünü düşünüyorum.

Kaynakça: Akşam Gazetesi 09.12.2012

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>